“Ağaç”tan “Odun”a

Taksim

Bunları yazmak için biraz daha ortalığın sakinleşmesini bekledim ama durum öyle bir yöne doğru gitti ki daha fazla sessiz kalamayacağım.

Dünkü yazım malum. Polisin ve hükümetin hatalı olduğunu düşündüğümü dile getirmiştim. Enn başı için olayların, yine farklı düşünmüyorum. Çünkü polis teşkilatının tarafsız olması gerektiği (imkansız da olsa) inancındayım. Zamanında biz başörtülülere az eziyet, yine biz dindarlara az işkence edilmemişti bu kurum aracılığıyla. Bugün hükümet gitse yine aynı şeyleri yaşamayacağımızın garantisi olmalı, karşı taraf için de. Her neyse, çok mümkün görünmüyor.

Başlarda polisin orantısız gücü ve eylem yapanların saldırısız masumca direnişi vardı. Sonrasında bir vahşete dönüştü.

Hatta birtakım “ağaç sevdası” hikayesine inanmış gerçekten masum insanlar dışında baştan beri olay provokatif bile olabilir görünüyor. Öyle yalan haberler döndü ki, zannedersin iç savaş çıkmış bizler evimizde oturuyoruz.

  • 15 civarında ölü sayısı bildirildi, yalanmış.
  • Üzerinden polis aracı geçen gencin fotoğrafı, yalanmış. Bir motor kazasına aitmiş.
  • Köpeğe su sıkan polis fotoğrafı, yalanmış. Yurtdışına aitmiş.
  • Portakal gazı kullanıldığı külliyen yalanmış.
  • Ak partili bir genç polislere yardım edip bir şahsı dövüyor haberi yalanmış, kişi sivil polis çıktı.
  • Köprüde binlerce insan yürüdü fotoğrafı, yalanmış. Avrasya maratonuna ait çıktı.
  • Asker “polis çekilmezse müdahale edeceğiz” diyor, dediler. Yalan çıktı.
  • Amerika “müdahale ederiz” diyor, dediler. Yalan çıktı.

Örnekler çoğalır. Bunlar aklımda kalanlar.

Başörtülülere dükkanlarda hakaret edildi ürün verilmedi, yollarda, arabalarda sözlü tacizlerde bulunuldu.

Başta hiç saldırmayan topluluk, polisin safi şiddetiyle tamamen haklı çıkacağı yerde haksız duruma düştü. Kaldırım taşları, reklam panoları, korumalıklar söküldü. Çöpler ateşe verildi, dükkanların camları indirildi vs.

Devrim yapmayı birkaç İstanbul ilçesinin birlik olmasıyla yapabileceğini düşünen sığ görüşlü sanatçı ve fenomenlerin dolduruşuyla, birçok insanın değerleri kullanılmak suretiyle bu insanlar sokaklara döküldü. Hala ve hala meselenin ağaç olduğuna inanan insanlar var. “Doğayı koruyorduk oysa :( “ diye saçmalayan insanlar var.

Öncelikle, ne doğası arkadaşım? Bunlar daha geçen gün kürtaja EVET! deyip bebeklerin kıyılmasını bedeni özgürlük kabul edenler değil miydi?

Suriye’de, Filistin’de ölen çocukları, insanları zerre umursamayan, sohbetlerine asla konu edinmeyenler bunlar değil miydi?

Hadi onları kendi milletinden saymadığı için önemsemesin (ki başka bir vicdansızlık) kendi insanı Mavi Marmara’da şehit düştüğünde içleri cız etti mi? Eylem yaptılar mı? Sokağa döküldüler mi? Bırak bu marjinal hareketleri, “üzüldüklerini” dile getirdiler mi?

Kısacası insana acımayan bir zihniyetin ağaca acıyabileceğine zerre inanmıyorum. Hadi inandım. Türkiye’de yapılan büyük kıyımlar var. Öncelikle, oturdukları evlerden bir çıksınlar, kaç ağaç kesilmiş o evler için onu hesaplayıp şu dünyaya bir dikili ağaç bıraksınlar, sonra konuşalım.

Neyse, olay ağaç değil zaten.

Baştan beri yarım ağız ağaç diyenler de, “ne ağacı yaa?” demeye başladılar sonra zaten.

Önce, özgürlüğümüz bilmem ne diye yaygara yaptılar(hak veririm, saygı duyarım), sonra olay tamamen hükümet karşıtı(yine hak veririm, saygı duyarım) ve tamamen ortalığı karıştırıp olayları saptırıp insanlara zarar vermeye döndü, ki buna ne hak veririm, ne saygı duyarım.

İnanmadıkları bir kitabın (Kur’an-ı Kerim) içinden eminim ki içinde olup olmadığını bile bilmedikleri ayetleri alıp güya bize karşı kullanmaya çalıştılar. Sen o kitabın kalınlığını bile bilmezsin, sure nedir, ayet nedir haberin yoktur, kalkıp bana kullanıyorsun. Ben o kitaba inanıyorum canım elhamdülillah. Aradan çekebilmek için bile okumak lazım. Okusana?

Bir de şu sanatçılar meselesine değinmek istiyorum. Normalde AKP’ye yalakalık yapan birçok sanatçı hükümeti devirebileceklerini sanıp halkı isyana teşvik ettiler. Baktılar yapamayacaklar, yazdıkları tweetleri silmeye başladılar. Ne diyeyim, Allah sizden korusun!

 

“Halk Sokağa Döküldü”

Bunun için yaşanmış bir olay anlatacağım. Tek parti döneminde, plajlar elit kesimle dolu. Bir dönem normal halktan insanlar da plajlara gitmeye başlamışlar. Bundan rahatsız olan elitler, plajlardan uzaklaşmış. Cumhuriyet gazetesinin haberi: “Vatandaş plaja gelince, halk kaçtı.” “Halk” kelimesine dikkat ediniz. Bunların “halk” dediği kavram, kendi insanları. Kendi zihniyetindeki insanlar. Gerisi ancak “gerici, cahil, göbeğini kaşıyan adam” olarak nitelendirilebilir. %50 çoğunlukta da olsa, öyle. Kendileri bir avuç da olsa, öyle.

İşte “halk sokağa döküldü, isyan çıktı, hükümeti devireceğiz” dedikleri de kendi insanları. Hatta onların da bir kısmı. Halkın çoğu evinde, olayları izliyor. Kimi zaman üzülerek kimi zaman sabrederek. Başta size üzülüyorlardı, ama artık kendilerini bu kadar yok saymanıza tepki gösteriyorlar. Biz de halkız. Hataları da olsa, bunları kınasak da, o partiye oy vermeye devam edeceğiz. Siz ezilirseniz, sizin yanınızda oluruz. Ama sizin gibi riyakarca değil. “Benim dedem de hacı bi kere” yaklaşımıyla değil. İnsanı sevdiğimiz için. Dinimiz bunu emrettiği için. İnsan olduğumuz için.

Biz de “halk”ız. Sen beni yok sayamazsın. Beni aşağılayamazsın. Verdiğim oyu da belirttiğim fikri de sorgulayamazsın. Ben seni yok saymıyorum çünkü. Seni aşağılamıyorum da. Ama ne zaman saldırırsın, işte o zaman cevabını alırsın.

Her şerde bir hayır vardır, cümlesine binaen, hayrı da gördüm çok şükür. Özgürlükçü geçinen, yüzüme gülen nice insan, bir sürü hakaret savurdu. Cevap vermedim. Üstelediler. Cevap vermiyorum, üsteliyorlar. Bu yazıyı yazarken bile. Umurumda değil açıkçası. Ben elhamdülillah Müslüman bir bireyim. Dinimi yerine getirmeye çalışıyorum. İnancıma göre doğruyu yanlışı ayırt etmeye çalışıyorum. Beni gölgeleyecek, “hazımsızlıktan” baltalamaya çalışacak kimseyi yoluma çıkartmam.

Söyleyecek onlarca şey var, ama tükettim. Şimdilik bu kadardı ve bu son. Artık bu konuda Twitter’da da konuşmayacağım başka bir ortamda da. Zaten final dönemimi yeterince sabote ettim. Fazlasına gerek yok.

Son yaşananları saymazsak, güzel şeyler oluyor bu ülkede :) Allah devamının gelmesini nasip etsin, bizi de sahtekarlardan korusun.

Herkese iyi günler :)

NOT: Taksim’in bu iyi günlerdeki fotoğrafını eklemek istedim, kötülükler uzakta kalsın diye…


Posted in Güncel, Siyaset and tagged , , , , , , , , , by with 2 comments.

““Ağaç”tan “Odun”a” için 2 cevap

  1. chucky diyor ki:

    aynı şekilde düşünüyorum. amaç ağaçsa yap eylemini amaç polisin güç kullanmasına tepkiyse yap eylemini ki daha geçen hafta aynı orantısız güce ugramış biri olarak ben de destekleri. amaç hükümeti protestoysa yine yap eylemini. ama halkın yarısının oyunu almış bir partiyi sokak yürüyüşleriyle düşürmeye çalışırsan o zaman orda dur diyecek birileri var işte. tayyip erdoğan diktatör de olabilir halk sevdalısı da olabilir herkesin yorumudur . ama seçimle gelen yalnız seçimle gider. polis sanki şimdi mi iktidarın güç aracı eskiden de öyleydi. benim akrabalarım hapis yattı gösteri yaptılar diye. polise bırak direnmeyi taş atmayı laf bile dememişlerdi. o zaman bu özgürlükçü arkadaşlar hep bir ağızdan yaşa polis yaşa hükümet diyordu. benim gibi sırf halkı muhafazakar diye yıllarca dışlanan gittiği her şehirde gerici damgası yiyen bir şehrin çocukları kesinlikle bu insanlarla aynı safta olmadılar olmayacaklar da …

  2. Ayşe Zeynep diyor ki:

    günlerdir gözlemliyorum. kendine “özgürlükçü” diyen insanların nasıl yalnızca “kendilerine özgürlükçü” olduklarını. bir hükümet gider yerine yenisi gelir. akp de erdoğan da geçici elbette. bir şeyler protesto da edilebilir, yalnız bu yapılan iyilikler için kör olmayı haklı çıkarmaz.
    güya insanı düşünüyorlar ama evinde hastası-yaşlısı-çocuğu-öğrencisi olanı düşünmeden tencerelerle eylem yapıyorlar. Allah bu provokatörlere fırsat vermesin

Bir Cevap Yazın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.