Bedel Ödemek Üzerine

1

 

Babamın burçlarla ve burç taşlarıyla uğraşan bir arkadaşı vardı. Demişti ki, “Balık burcu çok hassastır, bir ortamdaki/kişideki tüm sıkıntıları üstüne alır, karşısındaki insan rahatlar, sıkıntı onda kalır.” Buna çok mana veremesem de o zaman, şimdi doğru olabileceği kanısını taşıyorum. Mesele sadece sıkıntıları kendi üstüme almam da değil, ufacık olup insanları normal düzeyde etkileyen olaylar beni günlerce süründürebiliyor.

Bugünümü mahveden, derinden sarsan, uykularımı kaçıran olay sabah saatlerinde bir sitede rastladığım haberdi. Genç kızların ölmesi, öldürülmesi haberleri ilgimi hep çeker, Münevver Karabulut olayından beri. Onu Gizem adlı Bursalı öğrenci, Fatmanur adlı tecavüze uğrayıp öldürülen öğrenci ve en son da Özgecan Aslan izlemişti. Galiba bu olaylar hakkında tüm detayları biliyorum. Anlatacağım mesele bu tür bir mesele değil, sadece dikkatimi “genç kız ölümü” olduğu için çekti. Bir de ölüme sebebiyet veren kişiyi çocukken tanıyor olduğumdan…

Benim yaşımda, örtülü, canayakın, yeni işe başlamış, ilkokulda bana birkaç kez renkli minik sabunlar hediye etmiş, insanlara karşı hiçbir kötülüğünü duymadığım, bana karşı hep nazik olmuş olan, en son ortaokul mezuniyetinde gördüğüm arkadaşım. Bugün kırmızı ışıkta geçtiği ve çok hızlı olduğu için görmeden 19 yaşında bir genç kıza çarptığını ve kızın ölümüne sebebiyet verdiğini öğrendim. İsmini arattığımda onlarca haber sitesinde tutuklanarak cezaevine yollandığı ve eldeki kanıtlarla suçlu olduğunun anlaşıldığı bilgilerine ulaştım.

Öte yanda, 19 yaşında, hayatının baharında bir genç kız var. Özel bir üniversitede burslu okuyormuş, başarılıymış. Tanıyan herkes ne kadar neşeli, pozitif bir insan olduğundan, onu nasıl sevdiklerinden bahsediyor. Trafik kurallarına ekstra hassasiyet gösterip, insanları da uyarmayı ihmal etmiyor. Gelin görün ki, bir gün trafik kurallarına uymayan biri ölümüne sebebiyet veriyor. Sönen gencecik bir hayat, acılar içinde bir aile…

Kendimi bildim bileli bu tür meselelerde elbette mağdurun tarafında oldum, sonuna kadar onları savundum ve asla gocunmadım. Ama bu olay, -belki benim için ibretlik, belki bana bir ders, bir imtihan- olaya bir de karşı taraftan bakmamı sağladı, daha doğrusu beni zorladı.

Biliyorum ki, arkadaşım ölümüne pişman. Biliyorum ki o kız yerine kendisi ölmeyi tercih ederdi. Biliyorum ki, asla ve asla o hatayı yapmak istemedi. Öyle biliyorum, öyle düşünmek istiyorum. Çünkü 25 yaşında mesleğiyle/varsa sevdiğiyle/geleceğiyle ilgili hayalleri olan bir insanın, ömrünün baharında cezaevine girmesi kadar ürkütücü ne olabilir? Ne kadar kötü Allah’ım. Diyorlar ki, bu tür trafik hatalarını daha önce de tekrarlamış. Hatada ısrar etmenin bedeli ne kadar ağır olabiliyor Allah’ım. Ne acı, ne korkunç. Annesinin yüzünü hatırlıyorum arkadaşımın. Çok nur yüzlü bir hanımdı. İki anne düşünün. Biri evladını soğuk toprağa bırakmış kış ortasında, diğeri soğuk parmaklıklar ardına yollamış. Bu kadınlar hayata nasıl tutunur? Anne olmak ne zor Rabb’im.

Hatada ısrar.

Galiba esas etkilenme sebebim bu. Hata. Bir uyarı. İki uyarı. Son-
Son kez aynı hatayı yaptığını çok ağır bir şekilde öğrenmek… Başkasının ölümüne sebebiyet vermeyebilirdi, kendi de ölebilirdi. Her türlü ne ağır, ne zor imtihan. Vicdani yükü göğüslemek mi, dört duvar arasında gençliğinin erimesini kabullenmek mi, tüm hayallerini belki hiç gelmeyeceğini düşündüğün bir bahara ertelemek mi?
Allah’ım ne zor.

Ya Rab.

İki tarafın yerinde olmak da felaket. İki ailenin yerinde olmak da felaket.

Suçlu olan taraftan da bakabiliyorum, o tarafı da anlayabiliyorum, onu da yazabiliyorum. Arkadaşımın “cani” olmadığını, asla bunu tercih etmeyeceğini biliyorum. Elbette mağdurun da yanındayım, o aileyi de anlıyorum, acılarını paylaşıyorum.

Sanırım bazı hataların telafisinin olmadığını görmek beni çok yaraladı. Ruhumu acıttı. Tüm gün “şimdi cezaevinde ne yapıyor acaba”, “senin şu an hayatın devam ediyor, o ne düşünüyor, devamlı ağlıyor mu?” türünden cümleler geçti zihnimden. Ailenden uzaktasın, parmaklıklar ardındasın, hatalısın, yıllarını orada harcaman gerekebilir… Vakit nasıl geçer? İnsan nasıl teselli bulur? Vicdani yükten nasıl kurtulur?

Ah Rabb’im ne acı.
En son otopsiye girip, “ölüm gerçekliği” beni sarstığında bu kadar etkilenmiştim. O da yakın bir zamanda oldu, belki üst üste geldi.

Biz hayatlarımıza devam ederken insanların başına neler geliyor. Bazen çok yakınımızda bile olabiliyor. Allah yuvalarımızı korusun. Allah telafisi olmayan hatalarla yüzleştirmesin.

Allah hem ilkokul arkadaşımın hem de ölen genç kızın ailesinin yardımcısı olsun.

Ben de biraz Hasan el Benna okuyup uykunun kollarına bırakayım kendimi.

Bir kış gecesi, Çapa’da, mor yatak örtümün kenarına sindim, içimi kağıda değil buraya döktüm.

Ölüm-yaşam-bedel-hata kelimeleri zihnimde, Allah adı dilimde, gözlerim ince yaprakların üstünde geziniyor.

Huzurlu, kazadan-beladan uzak günler diliyorum. Kaza-bela demişken, “sadaka”yı da artırmanın vaktidir. Hem de öyle vaktidir ki…
Vesselâm.

Bir Cevap Yazın