Anna Karenina

B9789750500121

 

Ömrümün romanı hala çok az romandan bu tada yakın bir tat alabiliyorum. Yazım da yıllar evvel yazdığım bir yazı ama sakladım… Sitenin başına bir şey gelse de bu yazı kaybolmasın diye uğraşıyorum, şimdi de web sitemde mutlaka olmasını istediğim Anna’ya ayrılmış bu sayfayı, bir kez daha sizlere sunuyorum

 

“Anna Karenina… Benim şimdiye kadar okuyup bu gerçek bir roman diyerek, tam olarak sindirdiğim tek kitaptır. Tolstoy kitaptaki karakterleri o kadar gerçekçi anlatmış ki, sanki az önce oturduğunuz, konuştuğunuz kişiyi okuyormuş gibi hissediyorsunuz.

Romanda iki büyük aşk var. Biri vazgeçilemez bir tutku olarak Anna ve Vronski arasında yaşanan çekişmeli, heyecanlı, inişli-çıkışlı ve aynı zamanda lekelenmiş bir aşk. İkincisi de; huzur dolu bir aile yaşamını bize hissettiren ve tamamen masum duygulardan oluşan Levin ve Kiti arasındaki aşk…

(Buradan sonra kitabın içeriğiyle ilgili ayrıntılı bilgiler yer alıyor. Eğer okumayı düşünüyorsanız, bu bölümü geçebilirsiniz.)

Karakterlerden bahsedecek olursak, Anna kadınlık adına tam anlamıyla kusursuz biri. Güzelliği, bakışları, hareketleri hatta konuşması bile karşısındakini anında kendisine aşık edecek derecede muhteşem. Evli olduğu halde Vronski adında birine aşık olur, geride çok sevdiği oğlunu bırakarak, nefret ettiği eşini terk eder. Sosyetede kesinlikle kabul görmeyecek yasak bir ilişki başlar Vronski’yle arasında. Birlikte Avrupa’ya giderler, sonra gelip Rusya’da yaşamaya devam ederler. Bir gün Anna, oğluna duyduğu hasrete ve aklını durmadan kurcalayan Vronski’nin sevgisinin azalıp azalmadığı düşüncesine dayanamayıp kendini bir trenin altına atar.

Aynı sosyetede bulunan bir başka isim ise Levin. Levin, Tolstoy’un örnek adamıdır. Tolstoy kendine ait ne kadar fikri ve özelliği varsa hepsini bu adama yüklemiş. O da, sosyetede Anna’nın ağabeyinin güzeller güzeli baldızına tutulur. Kiti’dir bu. Kiti, ilk olarak Vronski’yle aşk yaşayacağını umarak Levin’i reddeder. Sonrasında Levin’i aslında sevdiğine karar verir ve kendisiyle evlenir.

Tolstoy bize, toplumdaki etik kurallara aykırı olan ve baştan sona sadece tutkunun esiri olan bir ilişkinin başladığı şekilde, yani rezil bir şekilde biteceğini; oysa tamamen saf ve doğal bir sevginin ürünü olan bir ilişkinin, sonsuza kadar varlığını sürdüreceğini kanıtlamıştır.

Kitabı okurken sanki birkaç romanı bir arada okuyormuş gibi bir izlenime kapılıyorsunuz. Oldukça bağımsız iki insan, Anna ve Levin; sadece bir kez karşılaşıyorlar. Sonunda Anna ölüyor; Levin de düşünerek, doğayı inceleyerek Allah’ın varlığını buluyor ve sevgili karısı Kiti ve biricik oğluyla yaşamına devam ediyor.

Tolstoy’un, Levin’in düşünceleri olarak gösterdiği, halbuki kendisine ait olan Rusya’daki işçi sınıfına, köylüye ve tarıma ait düşünceleri ise nadiren sıkıcı gelse de, yazarın bakış açısını ne kadar harikulade bir şekilde kulandığını gözler önüne seriyor.

Herkesin okumasını kesinlikle tavsiye ederim Her ne kadar kime sorsam, ‘ilk 100 sayfasını okudum sonra bıraktım’ dese de, kitap sever biri için kıymetli bir hazine niteliğinde.”

Bir Cevap Yazın