Kış Geldi, Hastayız, Ne İçelim?

1

 

Ocak ayına girmek üzereyiz, havalar buz gibi. Tabiri caizse herkes hasta.

Bir sabah kalktınız, hafif bir halsizlik, boğaz ağrısı var üzerinizde. İlk olarak ilaç veya doktora gitmek yerine doğal “anne” yöntemlerini tercih ediyorsunuz, çok da iyi yapıyorsunuz.

Bugün size “anne” yöntemlerinin “zirvesi”ni anlatmak istiyorum.

Yıllar evvel yurtdışına çıkmadan 2 gün önce ağır grip olmuştum, bu çay sayesinde 1 günde ayağa kalktım diyebilirim. Bu yüzden ne zaman üzerimizde bir kırıklık olsa annem hemen demler bize… Şimdi kendisi de yurtdışında olduğu ve kardeşim-babam-ben hastalandığımız için çayı yapma sırası bende!

İlk deneme için hiç de fena sayılmam bence. Hala annemin kıvamını tutturamıyorum ama olsun. Zamanla o da olacak inşallah, belki bende “annelik” eksiktir

1 aktar ve 1 manav tüm işimizi görür. Aktara girip ıhlamur, karanfil, zerdeçal, kuşburnu, çubuk tarçın, kuru zencefil, havlıcan satın alıyoruz. Manavdan ayva, elma, taze zencefil, limon alıp çaydanlığımızın başına gidiyoruz.

Bir tutam ıhlamur, 2 parça zerdeçal, yarım çubuk tarçın, 2 parça havlıcan, 2-3 adet kuşburnu, 1 parça kuru zencefili (kişi sayısına göre göz kararı miktarları artırabilirsiniz, tek kişi olduğum için bana yetiyor) güzelce yıkayıp süzdükten sonra çaydanlığın demlik kısmına koyuyoruz. Bu malzemeleri ayva ve elmadan kestiğiniz kabuklarla örtüyoruz. (Ama sadece kabuk olmayacak meyveden de biraz kesmiş olmaya dikkat edin)

Normal çay gibi demliyoruz. 20 dakika falan demlendikten sonra bir bardağa alıyoruz bitki çayımızı Damak tadınıza göre 1 adet karanfil, en az 1 kaşık bal ve limon ekleyip içiyoruz (balı da imkanınız varsa doğal olanlardan almalısınız, biz köyden gelen balımızı kullanıyoruz )

Taze zencefili de araya sıkıştırdım çünkü önemli. Bu değişik bitkinin kabuklarını güzelce soyup rendeliyoruz. Yutmakta zorlanırsanız sarımsak rendesi de kullanabilirsiniz. İçine bal ekleyip limon sıkıyoruz ve güzelce yiyoruz. Tadı kötü gerçekten. Evde kardeşim-babam ve kendime birer kase hazırlıyorum, aynı anda yiyoruz, yüzlerimizi görmelisiniz bunun yanısıra yukarıda bahsettiğim grip semptomlarına gerçekten çok iyi gelen bir yöntem. (“Zencefilin; iştah açıcı, antiseptik, midevi, gaz söktürücü, sindirimi düzenleyici, solunum yollarını açıcı ve toksin atici etkileri bulunuyor. Zencefil kan damarlarını açar, terleme ve sıcaklık yapar, kalbi canlandırır.” diyor Vikipedi.

Ihlamuru sade içmeyi sevmiyorum, hem böyle daha faydalı. Dört tarafımız yapay gıdalarla çevriliyken doğala ulaşma imkanı olduğunda mutlaka fırsatı değerlendirmeliyiz bence. Bitki çaylarını özellikle poşet çay şeklinde içme sahtekarlığından hiç hoşlanmıyorum. Bu kadar üşengeç olmayın, her yerde satılıyor “poşet” ürünlerin doğal hali. Poşet nane çayı içmiştim bir kere, korkunç yani. Mis gibi taze/kurutulmuş nanemiz varken, ne gereksiz bir uğraş.

Hasta olduğumuzda bile “doğal” olanlara başvurmayacaksak, ne zaman olacak bu iş?

Anne-babalarımızın zamanında bu kadar radyasyon yayan cihaz yoktu, gıdalar bu kadar katkı maddeli değildi, ya köyde ilaçsız/katkısız yemişler her şeyi, ya da şehirdeki evlerine köylerden gelmiş yiyecekleri. Bizler ise çok küçük yaşlardan itibaren bu söylediğim zararlı şeylerin hepsine maruz kalmış vaziyetteyiz. Bu yüzden kanserler ciddi oranda arttı, sağlıksız beslenme kardiyovasküler, gastrointestinal rahatsızlıkları özellikle etkiliyor. Basit hastalıklarda bile aslında korkuyoruz ama hastalık geçince sağlıklı yaşama fikri de uçup gidiyor.

Kendimizi, geleceğimizi düşünerek bu ufak “bitki çayı” yazımın kenarına köşesine “sağlıklı beslenme” önerisi katmış olayım.

Hastaysanız geçmiş olsun, değilseniz iyi korunun!

Mutlu ve sağlıklı kış akşamları diliyorum…

Bir Cevap Yazın